Sağlık Sistemi Nedir: En İyi Sağlık Sistemi Hangisi ?

Sağlık Sistemi Nedir: En İyi Sağlık Sistemi Hangisi ?

amerika sağlık sistemi

Sağlık Sistemi Nedir: En İyi Sağlık Sistemi Hangisi ?

Corona virüs tüm hayatımızı değiştirdi, toplum ve birey olarak dert edindiğimiz birçok konuyu unutuverdik ve başka farklı dertler edindik. Bugünlerde sorguladığımız bir konu ise ülkelerin sağlık sistemi anlayışları. Sağlık sistemi, bir ülkenin sağlık hizmetlerini nasıl finanse edeceği, nasıl sunacağı, bunu sunan insan gücünü nasıl eğiteceği, kimleri kapsayacağı gibi bileşenleri içeren oldukça geniş bir kavramdır. Sağlık hizmetlerini sunmak için gerekli olan paranın toplanma yöntemi, tıp fakültelerinin öğrenci sayıları, özel sağlık hizmetlerinin sektördeki payı, kronik hastalıkların karşılanması, sağlık çalışanlarına özellikle de doktorlara ücretlerinin hangi kriterlere göre ödeneceği gibi konular hep sağlık sisteminin birer bileşenidir.

Corona virüs ile birlikte ülkelerin sağlık iş gücü, hastane sayısı, yoğun bakım yatağı sayısı gibi kavramlar epey önemli hale geldi. Çünkü bu sayılar hangi ülkede kaç kişinin yaşamını kaybedeceğine doğrudan etki etmektedir.

Bakan Koca’nın yaptığı açıklamaya göre ülkemizde 100bin kişiye 40 yoğun bakım yatağı düşüyor. Bu dünyadaki en iyi oran demek. Bu rakam Türkiye’nin 2020 istatistikleriyken, diğer ülkelerin sayıları 2-3 yıl öncesine dayanabiliyor. Ancak, Çin hariç diğer ülkelerin son iki yılda ciddi bir sağlık yatırımı yapmadıkları da bilinmektedir.

Dünyada kabul gören üç sağlık sistemi var; Bismarck (Almanya), Beveridge (İngiltere), Özel sağlık sigortacılığı ve cepten ödeme (ABD). Şimdi, hem bu modellerin nasıl çalıştığına hem de hangi ülkenin hangi sistemi kullandığına göz atmaya çalışalım;

sağlık sistemi

Türkiye Sağlık Sistemi

Türkiye sağlık sistemi, büyük ölçüde Alman sağlık sistemine benziyor. Çalışanlar, ödedikleri vergiler ile sisteme dahil oluyor ve devlet hastanelerinden ücretsiz olarak sağlık hizmeti alabiliyor. İşsizlerin ise bu ücreti, sisteme kendilerinin yatırmaları gerekiyor. SGK sistemdeki en önemli kurumlardan biridir. Kendisiyle anlaşmalı olan hastanelere hizmet başı ödeme yapmaktadır ve ülkemizdeki hastanelerin çok büyük bir kısmı da SGK ile anlaşmalıdır. Bu özel hastanelere devletten aldıkları ücretin maksimum iki katına kadar da hastadan ilave ücret almasına izin verilir. Ancak, yoğun bakım, kalp cerrahisi ve kanser tedavisi için tüm ödemeyi SGK özel hastanelere yapmayı taahhüt eder. Bazı gelişmiş teknolojik cihazların verdiği tedaviler hariç, kanser tedavisi ücretsiz olarak yapılır.

Corona ile baş etmekte ülkelerin sağlık hizmetlerindeki doktor sayısı, yoğun bakım yatak sayısı, solunum cihazı sayısı gibi nicelikler oldukça önemli.  Nitelik ve yatırım olarak eleştirilen şehir hastanelerinin, sağlık sistemine yaptığı sayısal katkı bu dönemde oldukça önemli olacaktır.

ABD Sağlık Sistemi

Şüphesiz, doktor kalitesi, tıbbi teknolojilerin gelişmişliği, hastanelerin hizmet standartları göz önüne alındığında ABD, dünyada en iyi sağlık hizmetini sunan ülkelerden biri. Ancak konu ülkenin sağlık sistemi olduğunda tam tersi bir durum var. Sistem, özel sağlık sigortacılığı temeline oturtulmuş durumda. Türkiye’de nasıl bir çalışanın SGK’sı şirket tarafından ödenir ve kişi o şekilde devlet hastanelerinden ücretsiz olarak hizmet alıyorsa, ABD’de de şirketler çalışanlarına özel sağlık sigortası yaparlar, ancak bu sigortalar oldukça çeşitlidir ve kişinin yaşı, unvanı, şirketin ayırdığı bütçe gibi değişkenlere göre gidebileceği hastaneler ve alabileceği hizmetler şekillenir. 

Öte yandan, eğer kişi kendi işinde çalışıyor veya işsiz ise sağlık hizmeti alabilmesinin tek yolu kendine özel veya kamu sağlık sigortası satın almaktır. Burada iki tür kamu sigortası vardır; Medicaid ve Obamacare. Bu sigortalar ile düşük gelirli kişiler, devlet desteği ile sigortaya sahip olabilirler. Bir diğer kamu sigortası da Medicare’dir, bu sigorta türü de 65 yaş üstü kişileri devlet güvencesiyle sigortalar. Bu sigortalara sahip kişiler, anlaşmalı hastanelere gidebilirler. Ancak, sorunlardan biri de, ülkenin en iyi hastanelerinin bu kurumlarla çok sınırlı bir anlaşmaya sahip olmasıdır. Örneğin, Mayo Clinic sadece organ nakli hastaları için anlaşmalıdır ve bu anlaşma sadece kendi eyaletinizde geçerlidir. Eğer özel sağlık sigortası almak istersede, eyalete ve kişinin yaşına göre değişmekle birlikte, kapsamlı bir sigorta için alık 500 doları gözden çıkarması gerekiyor.

BBC’ye göre; ABD’de, genelde yoksul kesimlerden, düşük ücretlilerden oluşan 30 milyon insanın sağlık sigortası yok. Yaklaşık 50 milyon insanın ancak kısmi ve yetersiz seviyede sigorta yaptırabildiği anlaşılıyor. Corona tedavisi konusunda da sorun tamda burada başlıyor, tüm hastanelerde test yaptırılabilir, ancak konu tedaviye geldiğinde, sigorta önemli oluyor. Tabii, acil durumlarda tüm hastanelerin kapısı açık. Yani, bir hastanın durumu acil olarak yoğun bakımlık duruma geldiğinde, hastaneler bu hastaya kapılarını açacaktır. Ancak, sınırlı bir poliçe içeriğine sahipse hasta, gidip Cleveland Clinic’de normal hasta odasında yatamayacaktır. Geçtiğimiz haftalarda yaklaşık 5 milyon Amerikalının sigortasını kaybettiği bildiriliyor, bu aynı zaman sağlık sigortasını da kaybetmek demek.

Tüm dünyada ülkeler halk sağlığı uygulamaları ve koruyucu sağlık politikalarından uzaklaşmış ve tedaviye yönelik hizmetlere yoğunlaşmıştır, ABD ise buna öncülük etmiştir. Çok fazla aktörün bulunduğu ve karmaşık bir anlayışı olan ABD Sağlık Sistemi Corona ile savaşmakta kitlesel olarak en zayıf ülkelerden biri. Öte yandan birçok hastanede en iyi hizmetin verildiği ve aşı üretmek konusunda da en yüksek potansiyele sahip ülkedir. Bu haliyle ABD Sağlık Sistemi, yıllardır olduğu gibi bu konuda da oldukça garip bir ikilemin içinde.

sağlık sistemi

İngiltere Sağlık Sistemi

İngiltere, National Health Service (NHS) isimli meşhur bir sağlık sistemine sahip. Sistemin kurucu babası Beveridge’e göre sağlık hizmetleri, itfaiyeden ya da halk kütüphanesinden farksızdır. Herkese açık ve ücretsiz olmalıdır ve finansman genel vergilerden sağlanmalıdır. Günümüzde bu bakış açısı Beveridge Sağlık Sistemi olarak adlandırılmaktadır ve İspanya, Norveç, Danimarka gibi ülkeler tarafından da uygulanmaktadır.

İngiltere sağlık sistemi için getirilen en büyük eleştirilerden biri uzun bekleme süreleridir. Bunun nedeni ise birçok ülkede olduğu gibi, doktor sayısının yetersizliğidir. Ancak İngiltere’de durum biraz daha farklı. Doktor sayısının az olmasının yanı sıra, mevcut doktorların da uzmanlıktan ziyade aile hekimliğine yöneliyor olması sistemi bir noktada çıkmaza sokabiliyor. İngiltere’de doktorların neredeyse %60’ı birinci basamakta görev alıyor. Bu rakam endüstrileşmiş ülkelerde genelde çok daha düşüktür. ABD’de bu oran %35 dolaylarındadır ki bu da yine yüksek bir rakamdır.

Ayrıca sağlık sistemi, tedavi hizmet kapsamını elinden geldiğince sınırlandırır. Örneğin, omuz artroskopisi ameliyatı hastanın büyük ağrıları varsa ve bu ameliyatı olmadan hayatına devam edemeyecekse yapılır. Yada hasta bir belirtisi yada aile hikayesi yokken prostat kanseri için en geçerli test olan PSA’yı karşılamaz. Öte yandan, eğer hastanın aile geçmişinde kolon kanseri vakası var ise, kolonoskopi yaptırması ücretsiz ve yılda bir kez zorunludur.

Aslında İngiltere Sağlık Sisteminin felsefesi çok net; “Tedbir tedaviden iyidir.” Ancak, bunun bir sonucu olarak yetersiz doktor ve hastane sayısı Corona virüsün ülkede çok fazla tahribata yol açabileceğini düşündürtüyor.

Kanada Sağlık Sistemi

Kanada’da, sağlık hizmetlerinin çok büyük bir kısmını, kamu karşılıyor. En yakın komşuları ABD ile kıyaslandıklarında, tek bir ödeyici kuruluşun varlığı (Medicare), tüm sistemi kolaylaştırıyor ve daha anlaşılabilir hale getiriyor. Kanada sağlık sistemi, meslek, yaş, gelir durumu vs. herhangi bir kritere bakmadan tüm vatandaşları sigortalıyor ve sağlık hizmetlerini garanti ediyor. 

Almanya Sağlık Sistemi

Bismarck modeli 1883 yılında dönemin Almanya Başbakanı Otto von Bismarck tarafından geliştirilmiş ve daha sonra birçok ülkede uygulanır hale gelmiştir. Bu model de çıkış kaynağı nedeniyle Almanya sağlık sistemi ile özdeşleşmekle birlikte bugün başta Avusturya, Belçika, Fransa, Hollanda, İsviçre olmak üzere hem gelişmiş hem de gelişmekte olan birçok ülkede uygulanmaktadır.

Bismarck sistemi vergiye dayalıdır. Devlet tarafından verilen sağlık hizmetinin finansmanı halktan toplanan vergilerdir, bu vergiler dolaylı ya da doğrudan olabilir, vatandaşlar hizmet alırken sistem tarafından belirlenen katkı payları dışında bir ödemede bulunmazlar.

Almanya’da devlete ait iki büyük sigorta kurumu olan BKK ve AOK Almanya Sağlık Sistemi için kritik öneme sahip. Ülkemizde bulunan GSS gibi sağlık primleri ya çalışanların maaşlarından kesinti yapılıyor ya da kişiler bu ücreti doğrudan kuruma ödüyorlar. Bu iki kurum, hastalık önleyici çalışmalar için sigortalılarını teşvikte ediyor. Sigortalının her yıl check-up yaptırması halinde, bu check-up için kurum sigortalılarına ücret iadesi yapıyor. Ayrıca, sigortalar bazı spor üyeliklerinin bedelini de karşılayabiliyor.

Sonuç

Olumlu ve olumsuz yönleriyle bu sağlık sistemlerine bakarken, çerçevenin dışında da dünyada ülkelerin yaklaşık %40’ının bir sağlık sistemi olmadığını da hatırlayalım. Bu ülkelerde bireyler, özellikle de zengin bireyler, peşin para ödeyerek sağlık hizmeti alabiliyor. Örneğin, Kamboçya’da sağlık hizmeti harcamalarının %91’ini bireyler ceplerinden ödüyor. Bu oran Hindistan’da %85, Mısır’da %73. Aksine güçlü bir sistemin olduğu İngiltere’de ise bu oran sadece %3. Bu ülkeler, kitlesel bir sağlık hizmeti sunabilmek için ya çok fakir ya da organize olmaktan yoksunlar. Afrika, Hindistan, Çin ve Güney Amerika’nın kırsal kesiminde yaşayan birçok insan hayatları boyunca doktor görmüyor ve sağlık hizmetine ulaşamadığı için hayatını kaybediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir